« Önceki |

30/11/2009

GÜLEN GÖZLER

Bir başkayım bu sene…Zaman yetmiyor bana….

 

Blog seni bekliyor Esra diyorum ama  bir türlü oturup yazamadım.

 

1 ay kadar önce amozonik( http://amozonik.blogcu.com/huzunlu-mutluluk/6220378 )  okul öğrencilerim için  temizlik malzemeleri göndermişti. Blogta bunu sizlere anlattım. Daha sonra  öğrencilerin için mont göndereceğim dedi. Ve montlar geldi.

 

Kargo şirketi koliyi getirdiğinde,”hocam mal getirip burada satıyor musunuz “dedi. “Ne satması bunlar öğrencilerime yardım amaçlı geldi” dedim. Düşünün ki, kocaman bir koli idi.  Arabamın bagajına hepsi sığmadı ve 2 gün mont taşıdım okula.

 

Montların bazıları 12-14 yaş grubu içindi, bu yüzden de ortaokul öğrencilerine de verdim.  Kendi sınıfımdan mont vermediğim öğrencilerim oldu. Melike mont dışında  iç çamaşır,kız ve erkek çorapları göndermiş. Diğerlerine de bunlardan dağıttım.

 

2. sınıfa giden Çektar’a montu giydirdiğimde büyük geldi . “Çektar sana olmadı, büyük geldi” dedim. “hayır öğretmenimmm tam bana göre oldu, kolum uzar bu sene “ dedi. 

 

Bazı günler hava güneşli, sıcak olduğunda bile montları ile geldiler okula.  “niye evde bırakmadınız, hava sıcak “ dediğimde, ya kardeşim evde giyerse montu? “ dedi biri:=)  

 

Benim o yaşta deri montum olmamıştı. Ama Melike ablaları sayesinde öğrencilerim köyde deri montla geziyor. Sınıfıma  bir ziyaretçi gelse ve sınıfın askısına bakıp deri montları gördüğünde, ne zengin köymüş” der sanırım:D

 

 

Sağolsun Melike ve eşi Emin Bey….

 

Geçen gün okula okul öğretmenlerimizden birinin ablası geldi. Öğrenciler de ilk defa gördüler tabi o bayanı, ve kim olduğunu bilmiyorlar. Melike abla geldi, Melike abla geldi diye bağırdılar

30/11/2009

Gülen Gözler

Bir başkayım bu sene…Zaman yetmiyor bana….

 

Blog seni bekliyor Esra diyorum ama  bir türlü oturup yazamadım.

 

1 ay kadar önce amozonik( http://amozonik.blogcu.com/huzunlu-mutluluk/6220378 )  okul öğrencilerim için  temizlik malzemeleri göndermişti. Blogta bunu sizlere anlattım. Daha sonra  öğrencilerin için mont göndereceğim dedi. Ve montlar geldi.

 

Kargo şirketi koliyi getirdiğinde,”hocam mal getirip burada satıyor musunuz “dedi. “Ne satması bunlar öğrencilerime yardım amaçlı geldi” dedim. Düşünün ki, kocaman bir koli idi.  Arabamın bagajına hepsi sığmadı ve 2 gün mont taşıdım okula.

 

Montların bazıları 12-14 yaş grubu içindi, bu yüzden de ortaokul öğrencilerine de verdim.  Kendi sınıfımdan mont vermediğim öğrencilerim oldu. Melike mont dışında  iç çamaşır,kız ve erkek çorapları göndermiş. Diğerlerine de bunlardan dağıttım.

 

2. sınıfa giden Çektar’a montu giydirdiğimde büyük geldi . “Çektar sana olmadı, büyük geldi” dedim. “hayır öğretmenimmm tam bana göre oldu, kolum uzar bu sene “ dedi. 

 

 

 

Bazı günler hava güneşli, sıcak olduğunda bile montları ile geldiler okula.  “niye evde bırakmadınız, hava sıcak “ dediğimde, ya kardeşim evde giyerse montu? “ dedi biri:=)  

 

Benim o yaşta deri montum olmamıştı. Ama Melike ablaları sayesinde öğrencilerim köyde deri montla geziyor. Sınıfıma  bir ziyaretçi gelse ve sınıfın askısına bakıp deri montları gördüğünde, ne zengin köymüş” der sanırım:D

 

Sağolsun Melike ve eşi Emin Bey….

 

Geçen gün okula okul öğretmenlerimizden birinin ablası geldi. Öğrenciler de ilk defa gördüler tabi o bayanı, ve kim olduğunu bilmiyorlar. Melike abla geldi, Melike abla geldi diye bağırdılar tenefüste:D   Melike’yi merak ediyorlar. Görmeden de seviyorlar çünkü, sanki okula  gelmesini bekliyorlar…


6/10/2009

Sevinç Çığlıkları

Okuldan her günkü gibi yorgun bir şekilde eve geldim. Yemek mi yesem, yoksa hemen uyusam mı diye düşünürken zil çaldı.  Kocaman bir koli ile 2 kargocu adamı buluverdim kapı önünde.

 

Amozonik’ten (www.blogcu.com/amozonik) kargo bekliyordum ama bu kadar büyük bir koli düşünmemiştim.

 

Büyük bir heyecanla koliyi açtım. Sanki o koli benim için gelmişti. Kolinin içindeki diğer kolileri açarken nutkum tutuldu. “Bu kadar olmaz” dedim.

 

Tamam şampuan yollayacağını söyledi ama bu kadar yollayacağını hiç düşünmedim.

 

Duş jeli…İnanılmazdı…

 

 

Hele sabunlar….Müthiş bir koli ile karşı karşıya idim.

 

Çöp poşetleri bile vardı…

 

O duş liflerlini, tarakları görünce daha bi şaşaladım.

 

Bir sürü kurşun kalem….Tüm okula dağıtabileceğim kadar kalem göndermişti.

 

Hole  kolileri açıp bıraktım. Etrafa bakınca bende inanamadım.

Müthişsin Amozonik dedim.

Hemen aradım ki, kolinin bana ulaştığını bilsin istedim. 

Nutkum tutulmuş, ağzım kulaklarımda konuşmaya başladım. Zaten sesimden ne kadar mutlu olduğumu anlıyordu.

 

Aklımdaki düşünce ise; bunları yarın dağıttığımda çocukların yüz ifadeleri idi…

 

Büyük bir uğraşla koliyi poşetlere dağıtarak okula getirdim.

 

Önce 8. sınıflara dağıttım.

--Amozonik ablanız, gönderdi bunları dedim. Duş jeli ve şampuan  kalem dağıttım onlara. Taşımalı gelen bir erkek öğrenci , yanındakine; “len bu duş jeli nedir?” dedi.

Bunu duyunca  renklerine göre anlattım. Mavi renkli olanla vücudunuzu, beyaz renkli olanla da saçlarınızı yıkayacaksınız dedim.

 

Amozonik kim? Dediler. Konuşmak ister misiniz? dedim.

 

Öğretmenim ben konuşayımmm, diye sesler içinden, Merve başka bi bakışla bana bakıyordu. Elinde de duş jeli, kapağını açmış kokluyordu.

 

Merve gel , sen konuş dedim.

Telefonu eline aldı..

Öğretmenim çok heyecanlandım. Ellerim titriyor dedi.

Telefonu aldım, Amozonik bak biri seninle konuşmak istiyor deyip, Merve’ye uzattım telefonu.

“bizi tanımadan, görmeden bu hediyeleri yolladığınız çok teşekkür ederiz “ dedi. Çok mutlu ettiniz bizi….

Tutamadım kendimi, gözyaşlarım akmaya başladı. Duş jelini bilmeyen çocuklar bu akşam beklide o duş jeli mis gibi kokacaklar. Ellerinde şampuana bakan, duş jelini koklayıp aralarında kıkırdayan kızları görünce ve Merve’nin o cümleleri karşısında  dayanamadım. O mutlu , gözleri görünce sevinçten ağlamanın hazzını yaşadım. Merve konuştuktan sonra , telefonu alıp konuşamadım Amozonikle. Boğazım düğümlenmişti…

 

Sırayla diğer sınıflara , ellerimde poşetlerle şampuan, duş jeli, kalem dağıtmaya başladım.

 

Diş macunu ve diş fırçası ve duş lifi de vardı kolilerde. Ama tüm okul için yeterli sayıda değildi. Bende 1. ve kendi sınıfımın öğrencilerine dağııttıım sadece.

 

1 . Sınıflar ayrı bi güzeldi. O sevinci anlatamam. Küçücük elleriyle duş lifini alıp saçlarına götürdüler.  Saçları için sandılar. Hemen anlattım. Mavi renkli olan duş jelini, bu lifin üstüne döküp yıkacaklarını anlattım. “öğretmenimmm, ayaklarımıda yıkayacak mıyım?”

 

 

7 . sınıf  öğretmeni, tenefüste anlattı; “Esra hocam, çocuklar ders boyu sıranın altına koydukları tarak ve şampuanlara baktılar. İnsan bıkmadan 5 dk da bir nasıl bakar yaa” dedi.  Hediye idi o, onlar için gelmişti. Eve gidip onunla yıkanmayı hayal ediyordu belki de … Heyecanını dizginleyemeyip, habire sıra altındaki hediyelere bakmışlar…

 

Ödev defterleri  yok. Not defterleri de göndermişti Amozonik. 7. sınıflara dağıttım hepsini.

 

Ayakkabı temizleme bezleri….bu bezleri dağıtırken, artık tozlu ayakkabı görmeyeceğim dedim. Biri çıktı; öğretmenim cebimden hiç çıkarmayacağım” dedi. O tenefüs dikkat ettim, hepsinin ayakkabıları boyalı olmasa da tozlu değildi.

 




Öğrencilerimden bir tanesi böbreklerinden ameliyat oldu. 2 haftadır gelmiyor. Bugün gelenlerden bir poşet hazırlayıp onun evine gittim. Yıkanması yasakmış bir süre daha. Ama anne bu gece bununla(duş jelini göstererek) yıkasana. Dedi. Tabi Hikmet’ e de anlattım önce Duş jelini. O da bilmiyordu çünkü. Merve’nin Amozonik le konuştuğunu söyledim. “bende konuşayım mı öğretmenim” dedi. Mutlu etmek istedim Hikmet’i “tabi arayalım hadi “ dedim.

 

 Sanki hepsi bir ağızdan olmuş gibi o da dedi, beni tanımadan yolladığın hediyeler için teşekkür ederim. Ben ameliyat oldum. Öğretmenim getirdi hediyelerden. Çok mutluyum. Ellerinden öperim dedi. Buraya gel, misafirimiz ol…..kendinden çıkan içtenlikle cümlelerdi bunlar. Babannesi, annesi, babası, ablası yanındaydı, Amozonik’e dualar ettiler.  Hikmet;”öğretmenim konuşamadım, çok heyecanlandım, annenin babanın da ellerinden öperim demeyi unuttum “ dedi.

 

 

Yarın tüm okul öğrencilerimiz, mis gibi gelecekler. Hatta 1. sınıflardaki bi kız öğrenci, “kafamı yıkayıp yarın sana koklatacam öğretmenim” dedi.

 

 

 

 

Mutlu olmak ne kadar kolay, mutlu etmek ne kadar kolay….Çocukları mutlu etmek ise çok kolay.  Benim çocuklarım çok mutlu oldu bugün. Amozonik sayesinde. O da çok mutlu oldu, mutlu ettiği çocukların sevinç seslerini duyduğu için.

 

Mutlaka seni burada misafir etmek isterim. Tüm köy seni tanıyor artık….

 

 

13/9/2009

Uzaktan Yakına

2 sene kadar önceydi...

ESra , bloguma bi göz at... diye bir yorum gelmişti. merak ettim hemenaçıp yazıyı okumay abaşladım. ve Uzakdost'um beni yazmıştı bloguna. gözlrimdne yaşlar gelerek okudum yazısını. beni bi başkasından okumak ne kadar ilginç ve zevk verici geldi.  o hazzı yaşatmıştı bana.

benim başıma gelen bir olayı bloguma geçen sene yazmıştım. ve benden o olayı kendi cümleleriyle bloguna yazmak istedi. bende "tabiki" dedim.

http://uzakdost.blogcu.com/guneydoguda-ogretmen-olmak_50330851.html


   ve işte yazdı... yine dondum kaldım yazısını okurken. yazdıklarını benyaşadım ama sanki ben değilmişim gibi hissettim. bambaşka birisin..

Geç bir teşekkür oldu ama , bil ki uzakta olsa yakınımsın..

2/9/2009

ANLAR

 
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,  
İkincisinde, daha çok hata yapardım.  
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.  
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,  
Çok az şeyi  
Ciddiyetle yapardım.  
Temizlik sorun bile olmazdı asla.  
Daha çok riske girerdim.  
Seyahat ederdim daha fazla.  
Daha çok güneş doğuşu izler,  
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.  
Görmediğim bir çok yere giderdim.  
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.  
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.  
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.  
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.  
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.  
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.  
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,  
Gitmeyen insanlardandım ben.  
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.  
Eğer yeniden başlayabilseydim,  
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.  
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.  
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,  
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.  
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...  
ÖLÜYORUM...  
       
Jorge Luis BORGES